Köşe yazarları

Osmanlı’nın Duyun-u Umumiye’si, hükümetin Varlık Fonu


Osmanlı hükümeti ödeyemediği borçları için yabancı alacaklılarla anlaşma yoluna gitmiş. Düzenlenen anlaşma 20 Aralık 1881’de ünlü Muharrem Kararnamesi ile onaylanmış.

Muharrem Kararnamesi’nin 8. maddesi gereği bazı gelirlerini mutlak ve değişmez olarak 13 Ocak 1882 gününden itibaren kararnameyle belirlenen borçların ödemesine ayırmış. Bu gelirler;

1- 22 Kasım 1879 tarihli sözleşmeye (22 Aralık 1881 tarihli Tahvilât-ı Mümtaze Sözleşmesi’yle fesholunan Rusum-u Site Sözleşmesi) konu olan inhisar ve vasıtalı vergilerin gelirleri,

a) Tömbekiyle (nargile tütünü) tütünün gümrük rusumatı ve öşürü dışında, tütün ve tuz inhisarları,

b) İspirtonun gümrük rüsumatı dışında pul ve ispirto resimleri,

c) İstanbul ve civarının balık avı (saydi mahi) vergisi,

d) İpek öşürü

2- Ticaret muahedelerinin yenilenmesi halinde gümrük resminden husule gelecek gelir fazlası,

3- Temettü (gelir vergisi) nizamnamesinin uygulama alanının genişletilmesinden elde edilecek gelir fazlası,

4- Bulgaristan vergisi (daha sonra bu verginin yerine tütün öşürleri üzerinden 100 bin Osmanlı lirası teminat olarak gösterilecektir),

5-Kıbrıs adası gelirlerinin fazlası (daha sonra bunun yerine gümrük resimleri üzerinden 130 bin Osmanlı liralık teminat gösterilecektir),

6- Şarki Rumeli vergisi,

7- Tömbeki resmi hasılatından 80 bin lira,

8- Duyun-u Umumiye’den; Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan hisselerine isabet edip Osmanlı Hükümetine gelen paralar.
Görüldüğü üzere borca karşılık gösterilen gelirlerin büyük bölümü köylülerden ve köylülerin ürettiği ürünlerden gelecek olan vergilerdir, o zaman. Şimdi hepimiz ödeyeceğiz. Yağan zam yağmurundan sonra her an dolu yağabilir, hazırlıklı olalım.

“Bir zamanlar IMF’den borç alınıyordu. Şimdi biz IMF’ye borç veriyoruz” diyen hükümet, bugün darda. Meğer IMF’ye borç vermiyor, borçlanıyormuşuz. Karşılığında Varlık Fonu’na bağlı kamu kurumlarının gelirlerini teminat gösteriyoruz. Yani Osmanlı’nın Duyun-u Umumiye’sinin yerini hükümetin oluşturduğu Varlık Fonu almış. Bilindiği üzere bu yüzden gelir getiren birçok kamu kuruluşu Varlık Fonu’na devredildi. Fon da dokunulmaz zırhına büründürdü. Çok geçmeden Varlık Fonu’na devredilen ÇAYKUR’un borca karşılık Katarlılara satıldığı kamuoyuna bomba gibi düştü. Sonra satılmadığı Katarlıların alacaklarına karşılık olarak yüzde 70’inin ipotek verildiği yayıldı. Bütün bu iddiaların ardından konuşan Ekonomi Bakanı Zeybekçi, “Söylendiği gibi bir ortaklık veya satış planı yok” dedi. ÇAYKUR hisselerinin alınan krediye karşılık rehin verilmesi sorulan Bakan Zeybekçi, “ÇAYKUR’da bildiğim kadarıyla rehin durumu yok” gibi muğlak ifadeler kullandı. Halkımız, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” der.

Batılılar, Duyun-u Umumiye’nin çevirdiği dalaverelerle hem sömürülerini arttırması hem de “devlet içindeki devlet olma” durumları ile köylüleri katmerli sömürü çarkı arasında öğütmelerinin yanı sıra, Osmanlı’nın bağımsızlığını nasıl derinden yaraladığı ibret dersi niteliğinde. Bir ülke nasıl batırılır, ayrıntıları Duyun-u Umumiye’de alenen saklı.

Akıl, geçmişi biriktirir, çünkü bir fikre varabilmek için gerekli ölçütü yalnız geçmişten alır. Demem odur ki; arada bir geçmişe bakalım.